31 Ağustos 2014 Pazar

Öyle İşte..

Serde anarşistlik, asilik var olsa da bazenleri süngüsü düşüyor insanın..kimselere belli edemezsin icinde yaşarsın,korkarsın..bilmiyorum ki işte can sıkıcı herşey bugün..
                              

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Duygu Seli ...

Ve bazı geceler daha uzun geçer. Biraz çay biraz sigara biraz da 'O'. Önümde gidilmesi gereken onca yol.Keder hemen yanıbaşımda. Biraz mutluluk çokça ûzgün. Canımın sızlaması da var tabi... Böyle yani...

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Bi Bitmediniz Yahu..

Azalarak Bitmesi Gereken 22 İnsan Tipi
1. 1 puan daha vermeyip dersten bırakan hocalar..
2. Turistleri taciz etmek için fırsat kollayanlar..
3. Her muhabbette konuyu siyasete bağlayanlar..
4. "Kıza bak bir de adama bak" diyenler..
5. Yunanları, Rumları, Ermenileri, Yahudileri kötü olarak düşünenler..
6. İnternette yayınlanan her bilgiyi doğru sanıp inananlar..
7. Karısını çalıştırıp bütün gününü kahvehanede geçiren erkekler..
8. Bir şeyin üstünde WI yazısı görüp hemen mucize gözüyle bakanlar..
(Aynaya bakın, mucizeyi göreceksiniz..)
9. Denize donla girenler..
10. Oy verdiği partinin her dediğini doğru kabul eden tipler..
11. Herkes yerine herkez yazanlar..
12. Her Rus kadınına hayat kadını gözüyle bakanlar..
(Natasha ismini fahişeyle eş anlamlı haline getirenler..)
13. Toplu bayram mesajı atanlar..
14. İnsanları dış görünüşlerine göre yargılayanlar..
15. İsrail Filistin'e saldırınca Hitler sözü paylaşan tipler..
16. Metroda önce inenlere müsaade etmeden binmeye çalışanlar..
17. Down sendromlu insanları korku filmlerinde korku öğesi olarak kullananlar..
18. Yürüyen merdivenlerde sol tarafı boş bırakmayanlar..
19. Sarı ışık yanar yanmaz kornaya abanan tipler..
20. Duş aldığınızda mutfak musluğunu sonuna kadar açan ev arkadaşı..
21. Kadınlara sözlü tacizde bulunan pataklanası şahıslar..
22. Bir eşcinselin veya bir ateistin hakkını savunduğunda, senin de eşcinsel ya da ateist olduğunu düşünenler..

26 Ağustos 2014 Salı

Olmasanız da Olur ki...



Bi zahmet,arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!

Şiir şiir anlaşamıyoruz sizlerle. Kadınların kahkahasına düşman, çocukların şekerlerine hırsızsınız. Ruhunuzdaki katran, ne yaparsanız yapın, bir kez güneşi söndürmüş gözlerinizde.

Bi zahmet arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!


Gidin insanların hayatından. Sesinizi duymasak, yüzünüzü görmesek kurumaz geceye astığımız düşler, kendi payımıza düşen acılar bile; inanın, sizsiz daha güzel.

Bi zahmet arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!

Kimliğinize sinmiş kin ve nefret, şebek gotune dönmüş suratlarınızdan fışkırırken, sanılmasın kahkahalarımız incinir, sevinçlerimiz yaralanır.

Bi zahmet arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!

Kısır ihtiraslarınız varsın büyüsün teşvik pirimleriyle, kişisel gelişim kitaplarınız varsın olsun ol sermaye. Yavuklunuza sunacak bir yürek kalmamışsa göğsünüzde;

Bi zahmet arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!

Bağzı Adamlar ...

Bazı adamlar korkaktır.
Çöker diye sevdanın yüküyle omuzları, sirkelenip sığınırlar bir ayrılığa.
Kızamazsın.
Bazı adamlar çocuktur hala,
Saçlarına dokunamazsın mesela, uyurken öpebilirsin onları.
Çekinirsin.
Bazı adamlar çok gider..
Hiç gelmeden gider, hep gider.
Defalarca kez terkedilirsin bir kez bile bakmadığın yüzünü, bin kez çevirir senden.
Özlersin.
Bazı adamlar yalancıdır,
İnanmak istersin.
Her yalan, bir mermidir vurulmak istersin..
İhanet ederler, gözlerini sıkıca yumar kaybolmuş bir kız çocuğu gibi çöker kuytu bir köşeye,
Ağlarsın.
Bazı adamlar cesurdur.
Yanındayken dünyaya sövsen, saçının teline dokunamazlar bilirsin.
O sarıldıkça sana,
Güçlenirsin.
Bazı adamlar yalnızdır.
Parmaklarının arasına sıkıştırdığı bir sigarayla el sallarlar geceye,
Bir kaç duble daha içerler, hiç konuşmadan seninle.
Bir şarkı daha dinlerler, sustukları çoğalır.
Konuşamazsın.
Bir adamı çok seversin,
İçin çıkacakmış gibi seversin..
Bir kez daha görebilmek için, ölmezsin bazen.
Kutsallaşır dokunduğu tenin,
Konuştuklarını ezberlersin..
Gözlerini kaçırırsın, o hayran olduğun gözlerinden anlayacak diye.
Rakıyı aynı anda yudumlarsın onunla, maçı aynı heyecanla izlersin,
Sigarayı aynı onun gibi içersin bir zaman sonra..
Hani nefes alamıyormuş gibi kollarında.
Uyuyuşunu kazırsın aklına, uyanışını, yürüyüşünü.
Kahkalarını kulaklarına dikersin.
Kokusunun sindiği elbiselerini sahiplenirsin çoçuğun gibi.
Dokunduğu kapı kolunu, adım bastığı kaldırımı, baktığı gökyüzünü sökesin gelir yerinden.
Bir ömür bekle dese, bir ömür bekleyecekmiş gibi hissedersin.
Özlemek ne ulan, yüreğin delinir sanki yanında yoksa.
Adı kurulur, her duana..
Her niyet, her amin ona.
Yastıkların sırılsıklam uyansanda her sabaha, her günaydın yine ona.
Arkandan kuduz köpekler koşuyormuş gibi nefes nefese bıraksada seni gece yarıları bir başına,
Bir tek ona sığınırsın, yine ona..
Korkaksa; seninle korksun istersin.
Çocuksa; sen izle uyurken.
Gidecekse; senden gitsin istersin,
Yalancıysa; seni kandırsın..
Onun için ağlamak istersin, o vursun seni, ona öl.
O sarılsın sana, onunla güçlen.
Ona yenil..
O düşürsün seni isterse, ama yine o kaldırsın ayağa.
O kimsesiz hissettirsin sana, sonra o sahiplensin…
Bütün çaresizlikleri yıksa da üzerine, o çare olsun.
Yara bere içinde kalsanda, o tuz bassın yarana sonra o merhem olsun, yine kanatsın, yine acıtsın, yine o sarsın..
Bazı adamlara benzemez onlar,
Bir inanç, bir din, bir tanrı gibi kurulur göğsüne..
Şimdi bazı adamlar çok seviyor beni
Avuçları umut dolu ama dokunamıyorlar sol göğsümün içine..

..

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Sonuç ne ki akibet ne olsun..


Anarşik Sevmeler...

gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim! 
starbaksları kundaklayalım istersen! 
yeşilay derneği başkanından ateş isteyelim sigaralarımıza,
kahveden adam toplayalım apar topar bir akşam aniden,
gökyüzündeki tabelaları değiştirelim.
gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
emperyalistlere küfredelim istersen, kapitalistlere nasihat edelim, modernistleri en yakın hastaneye sevk edelim.
doğayı sevip, yeşili koruyan bir çocuğa çok masallar anlatalım sonra…

gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
bir gece tüm duvarlara -belki bir gün yeniden- yazalım.
kaşhuş’tan şarkılar patlatalım ve tüm liberalleri vuralım sonra… 
gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
dianar’dan ala dergisi alalım;
sen o neo-müminelere uyma sevgilim,
gel polemiğe girelim tüm gücümüzle ekmeğimizi çalanlarla,
kudüs’ü özlerken çaresiz,
ceket değil kafa tutalım bu akşam…

10 numara anarşistiz işte güzelim!
bu dramatik finalin son kaybedeni ya da
bu faça dağılmaz sen bana bakarsan
sen bana bakarsan ben devletten maaş alırım
devlet sponsordur bu aşka,
sen bana bakma

bir romantik gibi ölelim ama mutlaka;
aleyküm selam, haydi bir bardak daha.
köpekler yesin ciğerini ey dünya !

Steril Sahte Zamanlar...

Fakir mahallelerdi, güveli hayatlardı., arnavut kaldırımlı sokak­ların yanlarında biz, yakışıklı misketler yuvarlardık.. golden Sa­kız’dan çıkan artiz resimleri de biriktirip., çocukluk belki de en güzel olandır, zaman değil., pencerelere tünemiş vita yağı ku­tularda özenle ekilmiş pencereönü çiçekleri olurdu., ve arala­rından bakan bolluca ve biraz ablak sıfatlı saksı kızlar., o zaman belki de en güzel olandır zaman, çocukluğumuz değil,

at arabasıyla karpuz satılırdı., Erkin Koray’ın, Acda’nın, Ba­rış Manço’nun, Fikret Kızılok’un, Şenay’ın Beyaz kelebekler’in, Moğollar’ın, Ayla Dikmen’in ve bir sürü diğer şarkıcı­ların şarkıları eşliğinde., ve at, güpegündüz işte zart diye so­kağın ortasına zıçardı.. ve o koku sıcaklarla birlikte rutubet, küf, akasya, karpuz kabuğu, rakı anasonu kokusuna karışıp pırr diye havalanırdı., insan boktan şeyleri de özler mi ya..

özletiyor açıkçası şu steril ve sahte zamanlar.

Adam dedi ki...

Bizler sizin bıraktığınız gibiyiz hala; halıdan saç tellerinizi toplayıp kendimize peruk yapıyoruz. Sonra aynada ikimizi görmek müthiş mutlu ediyor! Burnumuzun üzerinde tek kare fotoğrafla geziyoruz. Ne garip insan hiç mi yaşlanmaz? Sizi bildiğim gibi, Hala çok güzelsiniz... Özledik diyemeyiz ama Burnumuzda tütüyorsunuz. Yani koku, Sadece havada değil Zihinde de asılı kalabilir yıllarca. Sevdiğimiz şarkılar da aynı, aynı solist, aynı ses, aynı nakarat... Ve alışkanlık işte yine aynı nakaratta ağlıyoruz. Aslında deli de değiliz, Yalnız da... Sigaramız var yanımızda, Ve ruhumuzda sizden kalma ruj izi. Yanlış anlamayın lütfen, bizler size değil hala acısına aşık fiyakalı adamlarız.

Kimselerin Bilmediği Sahillere Gitsek Ya...

Kimse seni anlamıyor sen de kimseyi dinlemiyorsun öylece geçinip gidiyorsunuz işte nedense hayatı hep aşktan meşkten ibaret zanneden aptallarla sohbet ediyorsun, bir balığı da sadece akvaryumda gördükleri için oraya ait olduğunu düşünen düşüncesizlerle zaman öldürüyorsun- kabul et!buraya alışmışsın bir kere bu beton terzisi apartmanları iğneli orospu şehre...bazen şöyle de düşünmüyor değilim aslında;- tanrının malzemesi mi bitti acaba?hiç mi merak etmiyorsun yani?bazı kadınlar niye kartondanlar?bazı adamlar hangi hakla ot biçimindeler?bazıları da ayıp değil mi yani?niye hep böyle işten eve evden işe gidebilmek derdindeler?bak işte daha dün gibi onca hatıra kapının önünden hızla geçip gitti sordun mu hiç?- neden hâlâ içine yakın tek bir oda bile bulamadın?sen bunca kış bunca terslik içinde içini - neyle? - nasıl? ısıttın?kimse bilmiyor ki seni farkındayım kimseler duymuyor ki..kulaklarını elleriyle kapamışlar gözlerini ağızlarıyla yummuşlar bir şeye inat ediyorlar ama - neye?bir şeyi arıyorlar ama - kimi?- fısıldasalar bile duyacaksın ama - ne çare!olmuyor olmuyor işte bu tarz şeyleri sabaha kadar kafanda kurup kurup defalarca sorabilirsin karşında duran boşluğa evet defalarca sorabilir ve doğru dürüst bir tek cevap bile edinemeyebilirsin kendine,sahi bazı bardaklar ne kadar da unutkan değil mi?bazı masalar da durduk yerene kadar da çok çene çalıyorlar sen zaten sürekli aklında kocaman bir fırıldak olan insanlarla kederleniyorsun belki de bunu bir tek ben biliyorum!- içki dokunmuyor ki aslında göğsünü acıtan şey bir başınalığın nasıl üzülüyorum ah bir bilsen senin olduğun birbirinin tekrarı ve herkes bir başkasının kötülüğünün devamı az önce balkondan dünyaya şöyle bir baktım da bir şeyler hakkında karar vermeyeli tam otuz yıl geçmiş bilmiyorum ki acaba sahile mi insem?

22 Ağustos 2014 Cuma

Sevkili Günnük...

Neden "Sevgili Günlük" diye başlar ki günlükler? Şöyle başlayan olmuş mudur acaba: "Amk günlük, bugün de hayatın anlamını bulamadım." 
Olmaz tabii.

bi şey anca bu kadar anlatılamazdı, ben de anlatamadım zaten...


17 Ağustos 2014 Pazar

Herkes Biraz Ben ..



''Ben.
Hani şu gecenin yarısı radyoda duyup da adını bir türlü bulamadığınız bir şarkıyım bazen.
Ya da sokakta amaçsızca gülerek yanınızdan geçen bir adam.
Susarak oturan bir adam da olabilir.
Suratı asık bir adam da tabii ki.
Ben.
Defalarca izleyebileceğiniz ama hiç vakit ayıramadığınız bir film.
Sabah uyanıp aynada gördüğünüz o korkunç ifade.
Sözlerini anlamadığınız halde defalarca dinlediğiniz bir şarkı.
Sözlerini anlamadığınız halde defalarca ettiğiniz bir dua.
Sözlerini anlamadığınız halde defalarca kaçtığınız bir aşk.
Ben.
Akşam oldu hüzünlendim ben yine şarkısındaki özne.
Yine bu yıl ada sensiz şarkısındaki gizli özne.
Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un şarkısındaki aşık.
Bir de Huysuz ve tatlı kadına aşık.
Ben.
F5 tuşu.
Hani mesaj gelir diye belki.
Ya da sağ tık > yenile.
Bazen Ctrl + C.
Bazen Ctrl + V.
Temelinde; 00100100100100...
Ben.
Sıkıldım.
Utandım.
Üzüldüm.
Aşık oldum.
Aşık ettim.
Terk edildim.
Terk ettim.
Ağladım.
Güldüm.
Yıkıldım.
Ayağa kalktım.
Göklere uçtum.
Geri düştüm.
Ben.
Sustum.
Konuştum.
Dinledim.
Bıraktım.
Getirdim.
Götürdüm.
Sevdim.
Kaçırdım.
Takıldım.
Arandım.
Ben.
Sen.
O.
Biz.
Siz.
Onlar...''


15 Ağustos 2014 Cuma

Nedir.. ?

Nedir.. hava soğuksa hala, hala bulutsa gök ve çok güzel sergiler varsa, ama çok vakitsizsek. Nedir.. kimliğe iliştirmek için özendiğimiz sevdiğimiz sıfatlarda bir yaprak dökümü başladıysa ve bunu kabul etmek için hala çok gençsek. Çok esaslı laflar varsa kalemin ucunda fakat yazmak için eskisi gibi değilsek nedir ki ..

Bakış Açısı...


Akıldane Sevgiler...

"iyi ol dedik,
İyi edecek bir şeyler yapmayı düşünmedik.
Yalnızsın sen dedik,
Tutup kolundan götürüp bir çay ısmarlamayı düşünmedik.
Sev biraz dedik,
Kalbimizden zerre koparıp vermeyi düşünmedik.
Sen daha iyilerine layıksın dedik,
Onun için daha iyisi olmaya çalışmadık.
Evet, aslında bok gibi sevgisiz,
İt gibi yalnız olmayı hak edecek her şeyi yaptık.
Çünkü;
Hepimiz reçeteye bir şeyler yazmaya çalışan doktor olmaya çalıştık, Kimse eczane olmadı kimsenin hastalığına."

14 Ağustos 2014 Perşembe

Ayarsız Enerji ..

 Anısı biz olalım bu sokakların 
öpüşmediğimiz tek saçak altı 

   hiçbir otobüs durağı kalmasın..

Sitemin Kare Kökü..

Ben şimdi seni, matematik hesaplarını alt üst edecek şekilde severim de senin kafan basar mı, bilmem ?
Lüzumsuz sayı israfına gerek yok, pi sayın düşük , bence !!

Ayna Ayna Söyle Bana

İçimde yazarı öldüğü için tamamlanamamış hikayelerin, elmanın yenilmeyip bekletilince kararmış diliminin, ezan okunduğu için en güzel yerinde kapatılan şarkıların, tabakta kalan son kaşık pilavın, tam da sevgisini itiraf edecekken sevdiğinin evlendiğini öğrenen adamın hüznü var.

Oladabilir...


9 Ağustos 2014 Cumartesi

DÖNME..


Ertesi Günü Hapı

Kimisi de hayatımıza ,çok alkol aldığımız gecelerin ertesi günü gibi girer. Bir denge kaybı gibi..Bir baş ağrısı gibi..Yaktığın her sigarada tekrar tekrar vuran ayılamama hali gibi..'İçmeyecem lan bidaha' dedirten,kendinden nefret ettiren ve intihara meyil geliştiren o boktan ertesi günler gibi. Verseler eline seni o hale getiren rakı şişesini kırıp parçalamak istersin.Tıpkı kafasınıda kırmak istediğin gibi.Öyle bir tiksinti geliyor insana..Alkolün ertesi güne,bir 'yok'unda hayatımıza yaptığı gibi..

Halbuki dogurmak istemedigin cocuklarin icin bile bir ertesi gun hapi yetiyorken, ne kanindaki alkole ne de kalbindeki sanciya bir fitil bile gelistirmemisler..öyle lanet bir dunya..

Akşama doğru geçiyor yavaşça alkolün etkisi.Geriye yorgunluk kalıyor.Ve bir bakıyorsun ki yine aynı masadasın..Rakı şişesi karşında duruyor, kırılmayan o kafa da kimbilir kimin koynunda ?

GBK


AŞK

Bazı kadınlar sol göğsünün altında mayın taşır beyler.oraya ilk ayak basan adam, ayağını çekip gitmeye kalkışırsa eğer mayın patlar, kadın dağılır, adam ölür, kadının sol göğsünde.sonra bir daha kim gelip giderse gitsin sol göğsün altındaki kente, asla aynı etki yaşanmaz. bir mayın bir defa patlar beyler, bir kadın, gerçekten, bir defa sever. "bir şiir bir kez yazılır. bir kitap bir kez okunur” gibi çürütülebilir bir tez değildir bu. bir insan bir kez ölür, türündendir. hatta düpedüz eşdeğerdir ikisi.

Ve sevgilim, sana gelince: bir gün uğrarsan sol göğsümün altındaki kente,hüzünlü bir sesle "buralar eskiden hep benimdi" diyeceksin kendine...

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Başka bir Seçenek Olmalı

Ailenizin “Hele bir kapağı at da hayatın kurtulur” dediği üniversite beklediğiniz gibi çıkmadı mı?
Hayat ergenlik yıllarınızda izlediğiniz MTV klipleri gibi renkli ve kolay değil mi?
Babanız sermaye sahibi bir işadamı değil mi?
Bir cahilin yönettiği ülkede yaşamaktan açık maddi çıkarınız yok mu?
Belki de Alevi ya da Kürtsünüz, ezilenler arasındaki hiyerarşide bile aşağılardasınız… Ortalama bir vatandaş devlet şiddeti ile karşılaştığında sizin kimliğinizi sayıklıyor: “Terörist miyiz amirim.”
Eğitimli orta sınıf bir ailenin eğitimli çocuğusunuz, fakat hayat Twitter’daki gibi akmıyor olabilir mi?
Hayatınızı konut kredisi ödemekle geçirmek istemiyorsunuz, fakat aileniz bir ev sahibi olmanın gerekliliği konusunda ikna çalışmalarından vazgeçmiyor mu?
Sizden çok daha az donanımlı insanların, sizden çok daha iyi işlerde, çok daha fazla para kazandığını mı düşünüyorsunuz?
2014 yılında saçlarını jöle ile geriye yatıran bir meczubun ayda 50 bin TL’den fazla kazanıyor olması, sevgilisiyle sinemaya bile gidemeyen bir sürü genç varken, sizin de mi kafanıza takılıyor?
Belki eşcinseller ile dalga geçerek en sert erkek olduğunu kanıtlamaya çalışan çocukluk arkadaşlarınızdan sıkıldınız?
Belki de dini ritüelleri saçma bulan bir ateistsiniz, babanız bayram namazı için ısrar ediyor.
Ya da babanız 1978 yılında birkaç ay içinde eşitliğin ve özgürlüğün Türkiye’ye hâkim olacağını düşünüyordu, sonraki 36 yılı yüzünde acı bir gülümseme ile geçirdi. Sizi piyasa koşullarına hazırlamak istiyor.
Bütün bu seçeneklerden biri veya birkaçı size tanıdık geliyorsa, sosyal ağlarda keskin bir ironi ile isyan çığlığı atıyorsanız…
Bazen de barikatı özleyenleri favlıyorsanız…
Başka bir seçenek yok mu?
Hani şu ünlü hikâyedeki gibi;
Al Capone çocukluğu boyunca bir bisiklet için Tanrı’ya dua eder.
Sonra anlar ki; Tanrı’nın çalışma yöntemi bu değil.

4 Ağustos 2014 Pazartesi

ojelerim bozulmasın yahu..





Ojelerim Bozulmasın Diye Evlenmiyorum!

Ben yoruldum, insanlar yorulmadı sormaktan. Neden evlenmiyor muşum?! Kocalar kapıda sıraya dizildi de biz mi seçemedik? Düzgün bir adam karşımıza çıktı da biz mi istemedik? Aşık olduk da bekarlık kurumunun bize ihtiyacı var diye biz mi kaçtık?

Herkes evlenmek zorunda sanki…
Sevip aşık olmadığın biriyle evlenmektense evlenme daha iyi…


Kısmet demekten dilim damağım kurudu. Olmayacak dualara amin demekten dudaklarım yoruldu. O yüzden evlenmedim.

Yukarı tükürsem ıssız adam, aşağı tükürsem dingil! Hangisiyle evlenelim?

Zaten evlenince de hayatımıza kuş mu konuyormuş sanki? Kamberliğin bana verdiği yetkiye dayanarak şunu söyleyebilirim ki, hazırlıkları da dahil olmak üzere total olarak kocaman bir fiyasko evlilik. Hangimiz gümüş makasa pul yapıştırıp kurdele sarmak istiyor? Nişan tepsisi almak için kaç saatinizi sokaklarda geçirmek istersiniz? O kadar dandirik ki her şey; buzdolabı seçmek bile problem. Bütün sülalenin parmağı her işinizin içinde maşallah! Gelinliğiniz hakkında bile her kafadan çıkan milyonlarca konuşma baloncuğu… Biri ak diyor öbürü kara! Aman da herkesin gönlü olsun derken, iki gönül bir olunca seyran olacak samanlık dar geliyor insana.

Düğün olayını hiç anlamış değilim keza. Neden bir adamla aynı evde yaşamaya başlıyorum diye Dayımla karşılıklı Ankara havası oynuyoruz ki? Üstelik üzerimde beyaz ve ters bir mantar kostümüyle! Bir de boyumdan büyük bir pastayı kılıçla kesiyoruz yanımdaki penguen kostümlü kocamla! Sebep?

Peki ya mutlu sondan sonra?

Bulaşığı, yalaşığı gırla evin içinde… Oje bile süremiyor insan. Sürsen bile yemek yaparken, bulaşık yıkarken bozuluyor zaten. Bütün gün işte çalış, aksam eve gel yemek yap, ortalığı toparla, bulaşıkları yıka… Aman tanrım yarın kaynanam geliyor sendromu da cabası… Hepi topu bir Pazar günümüz var o da ütüye kurban gidiyor. Bir de evin içinde dolaşan erkeksinin kılı tüyü pisliği… Sinirleri kulak memesi kıvamında cılklaşan kadın çemkirmeye başlıyor. Ardından kavgalar gürültüler ve ta tam! Hadi bakalım ben annemin evine gidiyorum Hüseyin!

Ondan sonra adliyenin önü boşanma kuyruğu…

İşte bu yüzden evlenmiyorum teyzelerim amcalarım. Henüz bu yaşanacak, anlat anlat bitmeyecek sıkıntıları bana pembe gösterecek biriyle tanışmadım da ondan evlenmiyorum. Sırf sarılıp uyumak için bu kadar yükü taşıyabileceğimi düşündürmedi kimse de o yüzden hala yalnız yaşıyorum.

Bir gün biri gelir, al bu da senin aptal cesaretin hadi evlenelim der ve beni ikna edebilecek kadar aşık ederse, ben de evlenirim belki. İşte o zaman gelini öpebilirsiniz.

Ama şimdilik ojelerim bozulmasın diye evlenmiyorum.

Hayallerde Bir Yere Kadar..


ADAM..

Adamın hası, ayrılıkta belli olur.

Kadınlarla tanışırken, sevişirken, işler yolundayken, hepsi kibar görünür; kur yaparlar, kapı açarlar, sandalye tutarlar, çiçek alırlar; ağızlarından bal damlar.
Sonra gün olur, ayrılık kapıyı çalar. 
İşte o zaman, vitrin kırılır, cila dökülmeye başlar. 
Uygar sandığınız o adam, anında yoldan çıkar; bağırır yok yere, dili çatallaşır, birden küstahlaşır. 
Kıskanç, pinti, aksi bir magandaya dönüşür. 
Durup dururken eski defterleri açar, unutup gittiğiniz bir gecenin, sohbetin, kişinin hesabını sorar.
“Sen zaten…” girişiyle başlayan suçlamalar, “Ben aslında…” itirafıyla devam eder. 
O konuştukça fark edersiniz ki, siz kendinizi feda ederken, o bambaşka yollara sapmıştır. Gizliden gizliye sizi izlemiştir, odanızı, çantanızı kurcalamıştır, konuşmalarınızı, görüşmelerinizi kaydetmiştir. Cebinde, kalbinde her an çekilmeye hazır hançerler gizlemiştir. 
Anlarsınız ki aslında hiç güvenmemiş, hiç sevmemiştir.
“Ben bu adamın nesini sevmişim” diye iç geçirirsiniz; kendinizi ihanete uğramış hissedersiniz. 
Ama artık çok geçtir. 
Adam, kendini ayrılıkta belli etmiştir.
Liderin hası da, belalısı da, devrilirken belli oluyor.
Can Dündar