30 Eylül 2014 Salı

Diyemedim Ya.. :)

Birini sevdim,çok sevdim. Oda beni seviyor-du...
En çok çenemi, gözlerimi,kirpiklerimi. Gülüşümü de çok severdi, saçlarımı da. 
’Sonsuz olacağız’ derdi hep. Sonsuz değil, onsuz kaldım. S harfini yanlış algılamışım meğersem…Beni hep seveceğine, hiç gitmeyeceğine dair binlerce kez sözler verdi. 
Ayrılmak diye bir şey yok unut onu derdi..Sonsuzluğa inandırdı beni. 
Bana bakan aşk dolu gözleri ile…
Meğer hepsi koca bir yalanmış… 
Meğersem o beni hiç sevmemiş. 
Meğersem bana dair hiçbir şeyi sevmemiş.
Bir insan nasıl bu kadar iyi yalan söyleyebilirdi?
Nasılda yetenekliydi bu konuda. Herkesi inandırmıştı.
Öyle güzel yalan söylerdi ki… Her söylediği söze kanmıştım.

Elalem Ne Der ?

"Dul kadın" olmanın "potansiyel verici" olmakla eşdeğer sayıldığı bir devirden günümüze neler değiştiğini düşünüyorum da. Koca bir hiç...! Tamam, belki biraz anlam değişikliği oldu o kadar. Onlara sorarsanız mazeretleri çok açıktır. Dul kadının sevişmeye ihtiyacı yok mudur? Eee dünkü size bacım diyenler, her zaman bu ulvi görevi layığı ile yerine getirmek isterler. Cinsel ihtiyaçlarınızı karşılamayı vazife edinirler. Zaten dul kadının da düşünecek başka bir şeyi yoktur, tek derdi budur. Her şeyi bir yana bırakıp, Ah! Biri gelse de sevişsek diye bakınırlar hepsi! Üstelik bu hangi seviyede, kültürde, gelenekte bakarsanız bakın dul kadın olmak zorlayıcıdır bir kadın için.
Siz boşanırsınız / eşinizi kaybedersiniz; sonra şöyle bir çevrenize bakarsınız, değişen bir şeyler olacak mı diye? Bizim beynimizi geçmişte öyle bir boyamışlardır ki, arkadaşınızın eşinin arabasına binmeye bile çekinirsiniz... Yalnız yaşamaya çekinirsiniz... Yanınızda ki her erkekle işi pişirme ihtimaliniz vardır çünkü! Bir neslin filmleri, size bu dul kadınlarla ilgili birçok şey aşılamıştır... İnsanların bekarken yaşadıklarını yaşarsanız, size cüzzamlı gibi bakıverirler.

28 Eylül 2014 Pazar

Gönül Anne Sözü Dinlemediyse Demek...

Belki bu hikayede bir tek annem haklıydı.. 
Ne ehemmiyeti var ha olmuş ha olmamışım 
Belki hayat aslında enine çizilmiş plak 
Belki sende bulduğum kaybettiğim her şeyim 
Belki yalnız susmalı, kelimeler kifayetsiz 
Sen bana çok erkendin ben evimde adressiz 
Ne garip şey koskocaman dünyayı 
Zavallı eksenimizden ibaret sanmamız 
Coğrafyacı öğretmişti ekinoks diye bir şey var 
Gündüzle gecenin eşitlendiği zaman 
Aşk geniş bir eşitsizlik uzaklaştıkça anladım 
Belki bütün doğrular anlamlarından saptılar 
Belki ben kaybolunca diner bütün sancılar.

Ben Sustum Sen Anla..

"Seni nasıl böylesine hırpaladılar? Aşk sözcüğünü duyar duymaz karmakarışık korkulara kapılıp gitmene; iki insanın birbirine en yakın olması gereken zamanlarda, uçuruma yuvarlanır gibi kendi içine dönmene; bakman, istemen ve sorman gerektiğinde başını öne eğmene; bedenin çırılçıplakken kafanı yastıkların altına gömmene kim neden oldu? 
Senden neyi esirgediler?" 

Bütün bu sorulara benim yanıtımsa uzun, bitimsiz bir suskunluk.

Bugün de Böyleysem Demek..

Tıpkı fanigillerin bahsettiği gibi
gelmiş ve gelecek adına nefes alan ne varsa
İç üşüme ile geçen tüm gecelerin adına!
isterdim ki düşünsen
isterdim ki anlasan
oysa ki bilirim
ne gözlerin görecek kadar sadık
ne de ayakların gelecek kadar cürretkar
ve bulut,
yağmur ol ağla şimdi!

27 Eylül 2014 Cumartesi

Esereklerim Geçmedi..

Şu var ki özlüyorum hem de cok ..ama bana yaşattığın acıyı da içimden cıkartamıyorum..Sorgulamaktan düşünmekten beynim uyuşuyor..Unutkandım ya hani iyice salağa bağladım ben ..Bugün sırf senden intikam almak adına saçlarımı kestirdim..niyeyse ?? o da ayrı bir ironi..sonra fön felan derken cıktım kuaförden, tamam güzelim felan havam kimsede yok, yağmur yağdı ve benim hava fos.. ıslandım tabi donuma kadar..saç baş hiç bahsetmiyorum zaten..yahu bir insanın bahtı bu kadar mı boktan olur dedim eve gelene kadar yukardaki ile kavga ettim..nabdım yahu ben sana ? dedim.. isyan felan derken benim gözler yine koyun bakışlar zırlak bi hal yağmur bir yandan ben bir yandan geldim eve..Ayna da kendime baktım..hala güzelim ama o ayrı tabi..acıdım lan kendime aman ne bileyim işte neler geçmedi ki o an aklımdan..biraz sana sövdüm, sonra dedim ki aslında haklı sonra yine sövdüm ama cok ayıpcıl değil sövmelerim salak manyak falan yani :) o değil de ben bunları yazıyorum falan da sen şu an belki birileri ile işi pişirmiş aşk bahçesinin nadide iki elemanı modundasınız oladabilir hani..ya da uykuya verdin kendini ya da ne bileyim üzülüyon mu lan hee ?? işin özü ben hiç hem de hiç iyi değilim... Sen de iyi olma canımı yaktın.. canın yansın ki benim acım dinsin biraz..o kadar da vicdansız benim sevgim işte..ben acı çekiyorsam sen de çek amk..neyse bu empati mevzu boka sarmadan burada kalsın bu..
kızgınım sana işte..

Yalanlarının Amk..




_Seviyor musun beni hatunum?

_seviyorum seni tabiki de ..

_Sevecen tabi amk, çünkü ben seni çok seviyorum hatunum..

hatırladın mı lan bu laflarını hee ..ne istedin lan benden..şurda hanım hanımcık oturmuş işimde gücümde kendi halimdeydim..
unutmuştum ben aşk nedir ? sevmek nedir ? 
geldin neden benim aklımı çeldin? 
emek verdin ya hani ,bu kadar mıydı bunun için miydi? .
Denemişmiş de, 
emek vermişmiş de, 
sevmişmiş de 
hadi lan ordan külliyen yalan !!

21 Eylül 2014 Pazar

Ben deliyim..

Unutulmuş bir hatıra Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim çorbama kinimi doğrar, öfkemi kaşıklarım. Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından, başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı civileyip gökyüzüne seni seyrederim, sonra bir bidon gökkuşağı döküp üstüne yakarım seni külünle birlikte zamana savrulurum. 

16 Eylül 2014 Salı

Hissiyatlarımı Öpeyim...

Hayatın..aslında sana ait senin olan bir yaşam, ne kadar çabalasan da yok abi olmuyor..Yahu ben neden hayallerimi içimde yaşamak zorundayım? Çok da bişey değil he hani mallar mülkler yatlar katlar falan hiç değil. İnsan sevdiğini yanında istemez mi yahu ? İster tabi.. içimde birikti anasını sattığımının hissiyatları.Yıllarca kaçtım sakladım tam dedim tamam lan bu işte senin hayatın hadi göster o muhteşem sevgini aşkını kii gösterdim de hem de bu aşk karşılıklı bi de o var.. Kolay nasip olmaz kimseye böyle ama ve malesef ki kısa metrajlı oldu bu sevgi yumaklığı .Mesefa..Uzaklık..Koyuyor insana.. böyle ciğerine bir bıçak saplanmışçasına off nebileyim işte..
Yanımda olaydın iyiydi be Adam..

CİNSİ MÜNASEBETSİZLİKLER !

Parti çok süperdi, sular seller gibi içildi, arsızlar gibi dans edildi. Sonra köşeden hülya hülya sizi süzen hoş çocuğun evine gidildi. Bi aksiyonlar felan derken, sabah bir de bakmışsınız ki, en olmayacak adamın yanında uyanmışsınız. Ertesi Gün Hapı istenmeyen gebelikleri önlerken, hap kabilinden önerilerimiz ise, bu durumdan hızla yırtmanızı garantiler.

Cinsi Münasebetsizlik Ertesinde;
a) İzmir kızı sabah ilk iş evine dönermiş. İzmir kızını örnek alıyor, derhal toparlanıyoruz. Evde katiyen eşya unutmuyor, o eşyaların bize geri dönme sürecindeki zincirleme skandallardan paçayı sıyırıyoruz.


b) Adam sizin evinizdeyse, sanki işe yetişiyor gibi hazırlanıyor, evden çıkarken adamı da sokağa teslim ediyoruz. Eşya unutmaması için yine maksimum çaba sarfediyoruz.

c) Tamam biraz saçmaladınız, okuldan / iş yerinden biriyse daha da fena. Ama kendinizi kötü hissetmeyin, hissettirmelerine müsade etmeyin. Modern dünyada ilk ortaya verişen kız siz değilsiniz. Kısmet.

d) İşyerinden biriyle bir gecelik ilişki yaşamak, çok pis baş ağrısı yapar. Ama ertesi gün duş almış, kıyafet değiştirmiş halde, erkenden işinizin başında olmanız, pek çok meraklıyı oyalayacaktır. Ayrıca erken giderek arkanızdan konuşulmasına da engel olabilirsiniz. Baktınız olacak gibi değil, hemen en kıl olduğunuz iş arkadaşınızın gay olduğuna dair bir hikaye uydurup yayın. Skandalların en iyi ilacı, yeni skandallardır.

Peki ya Adamın Beni Yine Aramasını İstiyorsam?

- Şimdi aklınıza geldi de mi? Aferim! Hep diyoruz; Erkeğin son kullanım tarihini uzatmak için, onlara ilk geceden verilmez. Bu uluslararası kabul görmüş bir sosyal kullanma talimatıdır. Neyse olan oldu, kalkın adama kahvaltı filan hazırlayın nebleyim. Biraz madur görünün, "Bana ne oldu bilmiyorum, ay hiç hatırlamıyorum" ayaklarına yatın. "Çok adam tanıMAdım ama yatakta en iyisi sendin" de bi ihtimal çalışabilir. Bu ilk one night standinizdi, siz bile nasıl olduğuna inanamadınız, haliyle pişmansınız bir de. Bu fikirleri kahvaltı boyunca kendinizi acındırmadan işleyin bakalım, eninde sonunda telefonunuzu isteyecektir. (İstemezse de sktirsin gitsin afedersiniz. Pipisi platin felan değildi en nihayetinde, değildi di mi?)

12 Eylül 2014 Cuma

Annelik...

Ben anne olmasaydım eğer...
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim. 

O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim. 

Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç. 

Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim. 

Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım. 

Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım. 

Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.

Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.

Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.

Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.

Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım. 

Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım. 

Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım. 

Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım. 

Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi. 

Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım. 

Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı. 

Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.

Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.

Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım.Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!...

Alıntı

6 Eylül 2014 Cumartesi

Olmaktan Korktuğum Yer...

Tamam, kabul! Kapitalizmle psikolojik sorunları olan biriyim. Hatta anti-sosyal (psikopat) bir yanım var. Ayrıca sistemle didişmem tamamen kişisel, yani "sevgili halkımız" adına filan değil. Zaten devrim olsun, İrlanda milliyetçisi olup " çık dışarı koca götlü İngiliz" diye Londra'da apartman zillerini çalacağım. Yetmiş iki saat içip gebermediğim, yaz akşamları balkondan mahallenin kafasına işediğim, bilmediğim şehirlerde serseri yağmurlar gibi gezindiğim, doğrudur. Bu da içine sıçtığımın hayatımın diyalektik felsefesi olsun! İnsanoğlu tuhaftır. İçtiği şeye sıçar: Su gibi. Ne kadar yıkıcı yanı olsa da, yapıcı yanı da vardır: Beton inşa eder sonra bombalar. Boktan hikayeler sevdim ben, sidik kokulu aşk romanlarını. Sakallı dedenin nur yüzüne sıçmakla geçti ömrüm, düşlere umutlara hiç inanmadım. Çünkü yeryüzünde her şeyi ümitsiz insanlar yapıyordu. Umutlu olanlar, umutlarına sarılıp göt-göbek büyütüyordu. Kaldı ki düşüncelerinizi söylemeyin umutlu insanlara, kıymalı börek niyetine gider, osuruğu çekilmez. Evet, son yüzyılda cep telefonunu kendi organı sanan maymunlar diyarındayız. Bebeklerin bile gırtlağı 16 ay sonra oluşur, iletişimde meğer ne kadar çok yol almışız... İletişim mi dedim? Siz yine de iletişimsizliğe sayın! "Aradığınız kendinize şu an ulaşılamamaktadır. Devrimden sonra lütfen tekrar deneyiniz."

1 Eylül 2014 Pazartesi

Aşksa Bu Demek ki...

Bir yatakta iki kişi yatıyorsa, o yatağın en gereksiz şeyi ikinci bir yastıktır.
Senin sırtın, kolunu yastığa dolayarak bana yastık yaptığın kemiğin, derinden çektiğin nefesler ve beşik bedenin varken, kaz tüyü yastık
Saçmalık...