2 Ekim 2014 Perşembe

Gitti Bok gibi Kızlara Sarıldı..




Yine sevdiğimiz adamın gidip bok gibi kızlara sarılabileceği ile karşı karşıya olduğumuz bir gündeyiz... Bu erkeklerin “Sevişmeden uyuyamıyorum, ille de seks, ille de seks!” tavrı lisede kalmadı mı?


Sakin olalım önce, sevdiğin insanla birlikte olmadıktan sonra ne anlamı var ki? “İhtiyaç” ne demek bir kere? Tamam, anlıyorum aklı var beyni yok ama senin de mi beynin yok? Kiminle olduğu önemli değilse madem, Hüseyin abi ile de sevişin o zaman. Neden maç yaparak vakit kaybediyorsunuz ki?

İhtiyaç dediğin yemek yemektir mesela, yemezsen ölürsün! "Bir sürü kadınla sevişmezse ölecek" hastalığına yakalandınız da biz mi bilmiyoruz? Seviyorsan hayatındaki kadını, üsturubunla otur arkadaşım!

Seni baştan çıkarıyorlar aslında senin suçun yok tabii… Başın o kadar akılsız ki, kendi kendine çıkıp gidebiliyor, normal! Zaten duygusal bir şey de yok ortada, tamamen bedensel bir aktivite değil mi? Peki, duygusal olarak bir şey hissettiğin kadına bunu nasıl yapabiliyorsun? Ha birlikte bir kahve içmişsin, ha sevişmişsin... O kadar değersiz madem, neden değer verdiğin kadını kaybetmeyi göze alıyorsun?

Ben anlamıyorum bedeninizi bu kadar basitleştirmenizi. Siz gidip bok gibi kızlara sarılın, mantığınızla sevişin..

30 Eylül 2014 Salı

Diyemedim Ya.. :)

Birini sevdim,çok sevdim. Oda beni seviyor-du...
En çok çenemi, gözlerimi,kirpiklerimi. Gülüşümü de çok severdi, saçlarımı da. 
’Sonsuz olacağız’ derdi hep. Sonsuz değil, onsuz kaldım. S harfini yanlış algılamışım meğersem…Beni hep seveceğine, hiç gitmeyeceğine dair binlerce kez sözler verdi. 
Ayrılmak diye bir şey yok unut onu derdi..Sonsuzluğa inandırdı beni. 
Bana bakan aşk dolu gözleri ile…
Meğer hepsi koca bir yalanmış… 
Meğersem o beni hiç sevmemiş. 
Meğersem bana dair hiçbir şeyi sevmemiş.
Bir insan nasıl bu kadar iyi yalan söyleyebilirdi?
Nasılda yetenekliydi bu konuda. Herkesi inandırmıştı.
Öyle güzel yalan söylerdi ki… Her söylediği söze kanmıştım.

Elalem Ne Der ?

"Dul kadın" olmanın "potansiyel verici" olmakla eşdeğer sayıldığı bir devirden günümüze neler değiştiğini düşünüyorum da. Koca bir hiç...! Tamam, belki biraz anlam değişikliği oldu o kadar. Onlara sorarsanız mazeretleri çok açıktır. Dul kadının sevişmeye ihtiyacı yok mudur? Eee dünkü size bacım diyenler, her zaman bu ulvi görevi layığı ile yerine getirmek isterler. Cinsel ihtiyaçlarınızı karşılamayı vazife edinirler. Zaten dul kadının da düşünecek başka bir şeyi yoktur, tek derdi budur. Her şeyi bir yana bırakıp, Ah! Biri gelse de sevişsek diye bakınırlar hepsi! Üstelik bu hangi seviyede, kültürde, gelenekte bakarsanız bakın dul kadın olmak zorlayıcıdır bir kadın için.
Siz boşanırsınız / eşinizi kaybedersiniz; sonra şöyle bir çevrenize bakarsınız, değişen bir şeyler olacak mı diye? Bizim beynimizi geçmişte öyle bir boyamışlardır ki, arkadaşınızın eşinin arabasına binmeye bile çekinirsiniz... Yalnız yaşamaya çekinirsiniz... Yanınızda ki her erkekle işi pişirme ihtimaliniz vardır çünkü! Bir neslin filmleri, size bu dul kadınlarla ilgili birçok şey aşılamıştır... İnsanların bekarken yaşadıklarını yaşarsanız, size cüzzamlı gibi bakıverirler.

28 Eylül 2014 Pazar

Gönül Anne Sözü Dinlemediyse Demek...

Belki bu hikayede bir tek annem haklıydı.. 
Ne ehemmiyeti var ha olmuş ha olmamışım 
Belki hayat aslında enine çizilmiş plak 
Belki sende bulduğum kaybettiğim her şeyim 
Belki yalnız susmalı, kelimeler kifayetsiz 
Sen bana çok erkendin ben evimde adressiz 
Ne garip şey koskocaman dünyayı 
Zavallı eksenimizden ibaret sanmamız 
Coğrafyacı öğretmişti ekinoks diye bir şey var 
Gündüzle gecenin eşitlendiği zaman 
Aşk geniş bir eşitsizlik uzaklaştıkça anladım 
Belki bütün doğrular anlamlarından saptılar 
Belki ben kaybolunca diner bütün sancılar.

Ben Sustum Sen Anla..

"Seni nasıl böylesine hırpaladılar? Aşk sözcüğünü duyar duymaz karmakarışık korkulara kapılıp gitmene; iki insanın birbirine en yakın olması gereken zamanlarda, uçuruma yuvarlanır gibi kendi içine dönmene; bakman, istemen ve sorman gerektiğinde başını öne eğmene; bedenin çırılçıplakken kafanı yastıkların altına gömmene kim neden oldu? 
Senden neyi esirgediler?" 

Bütün bu sorulara benim yanıtımsa uzun, bitimsiz bir suskunluk.

Bugün de Böyleysem Demek..

Tıpkı fanigillerin bahsettiği gibi
gelmiş ve gelecek adına nefes alan ne varsa
İç üşüme ile geçen tüm gecelerin adına!
isterdim ki düşünsen
isterdim ki anlasan
oysa ki bilirim
ne gözlerin görecek kadar sadık
ne de ayakların gelecek kadar cürretkar
ve bulut,
yağmur ol ağla şimdi!

27 Eylül 2014 Cumartesi

Esereklerim Geçmedi..

Şu var ki özlüyorum hem de cok ..ama bana yaşattığın acıyı da içimden cıkartamıyorum..Sorgulamaktan düşünmekten beynim uyuşuyor..Unutkandım ya hani iyice salağa bağladım ben ..Bugün sırf senden intikam almak adına saçlarımı kestirdim..niyeyse ?? o da ayrı bir ironi..sonra fön felan derken cıktım kuaförden, tamam güzelim felan havam kimsede yok, yağmur yağdı ve benim hava fos.. ıslandım tabi donuma kadar..saç baş hiç bahsetmiyorum zaten..yahu bir insanın bahtı bu kadar mı boktan olur dedim eve gelene kadar yukardaki ile kavga ettim..nabdım yahu ben sana ? dedim.. isyan felan derken benim gözler yine koyun bakışlar zırlak bi hal yağmur bir yandan ben bir yandan geldim eve..Ayna da kendime baktım..hala güzelim ama o ayrı tabi..acıdım lan kendime aman ne bileyim işte neler geçmedi ki o an aklımdan..biraz sana sövdüm, sonra dedim ki aslında haklı sonra yine sövdüm ama cok ayıpcıl değil sövmelerim salak manyak falan yani :) o değil de ben bunları yazıyorum falan da sen şu an belki birileri ile işi pişirmiş aşk bahçesinin nadide iki elemanı modundasınız oladabilir hani..ya da uykuya verdin kendini ya da ne bileyim üzülüyon mu lan hee ?? işin özü ben hiç hem de hiç iyi değilim... Sen de iyi olma canımı yaktın.. canın yansın ki benim acım dinsin biraz..o kadar da vicdansız benim sevgim işte..ben acı çekiyorsam sen de çek amk..neyse bu empati mevzu boka sarmadan burada kalsın bu..
kızgınım sana işte..

Yalanlarının Amk..




_Seviyor musun beni hatunum?

_seviyorum seni tabiki de ..

_Sevecen tabi amk, çünkü ben seni çok seviyorum hatunum..

hatırladın mı lan bu laflarını hee ..ne istedin lan benden..şurda hanım hanımcık oturmuş işimde gücümde kendi halimdeydim..
unutmuştum ben aşk nedir ? sevmek nedir ? 
geldin neden benim aklımı çeldin? 
emek verdin ya hani ,bu kadar mıydı bunun için miydi? .
Denemişmiş de, 
emek vermişmiş de, 
sevmişmiş de 
hadi lan ordan külliyen yalan !!

21 Eylül 2014 Pazar

Ben deliyim..

Unutulmuş bir hatıra Sonu dramla biten üç bölümlük bir komedi dizisiyim çorbama kinimi doğrar, öfkemi kaşıklarım. Zehir kokan bir gül biter dudaklarımın arasından, başımı göğe kaldırırıp bakışlarımı civileyip gökyüzüne seni seyrederim, sonra bir bidon gökkuşağı döküp üstüne yakarım seni külünle birlikte zamana savrulurum. 

16 Eylül 2014 Salı

Hissiyatlarımı Öpeyim...

Hayatın..aslında sana ait senin olan bir yaşam, ne kadar çabalasan da yok abi olmuyor..Yahu ben neden hayallerimi içimde yaşamak zorundayım? Çok da bişey değil he hani mallar mülkler yatlar katlar falan hiç değil. İnsan sevdiğini yanında istemez mi yahu ? İster tabi.. içimde birikti anasını sattığımının hissiyatları.Yıllarca kaçtım sakladım tam dedim tamam lan bu işte senin hayatın hadi göster o muhteşem sevgini aşkını kii gösterdim de hem de bu aşk karşılıklı bi de o var.. Kolay nasip olmaz kimseye böyle ama ve malesef ki kısa metrajlı oldu bu sevgi yumaklığı .Mesefa..Uzaklık..Koyuyor insana.. böyle ciğerine bir bıçak saplanmışçasına off nebileyim işte..
Yanımda olaydın iyiydi be Adam..

CİNSİ MÜNASEBETSİZLİKLER !

Parti çok süperdi, sular seller gibi içildi, arsızlar gibi dans edildi. Sonra köşeden hülya hülya sizi süzen hoş çocuğun evine gidildi. Bi aksiyonlar felan derken, sabah bir de bakmışsınız ki, en olmayacak adamın yanında uyanmışsınız. Ertesi Gün Hapı istenmeyen gebelikleri önlerken, hap kabilinden önerilerimiz ise, bu durumdan hızla yırtmanızı garantiler.

Cinsi Münasebetsizlik Ertesinde;
a) İzmir kızı sabah ilk iş evine dönermiş. İzmir kızını örnek alıyor, derhal toparlanıyoruz. Evde katiyen eşya unutmuyor, o eşyaların bize geri dönme sürecindeki zincirleme skandallardan paçayı sıyırıyoruz.


b) Adam sizin evinizdeyse, sanki işe yetişiyor gibi hazırlanıyor, evden çıkarken adamı da sokağa teslim ediyoruz. Eşya unutmaması için yine maksimum çaba sarfediyoruz.

c) Tamam biraz saçmaladınız, okuldan / iş yerinden biriyse daha da fena. Ama kendinizi kötü hissetmeyin, hissettirmelerine müsade etmeyin. Modern dünyada ilk ortaya verişen kız siz değilsiniz. Kısmet.

d) İşyerinden biriyle bir gecelik ilişki yaşamak, çok pis baş ağrısı yapar. Ama ertesi gün duş almış, kıyafet değiştirmiş halde, erkenden işinizin başında olmanız, pek çok meraklıyı oyalayacaktır. Ayrıca erken giderek arkanızdan konuşulmasına da engel olabilirsiniz. Baktınız olacak gibi değil, hemen en kıl olduğunuz iş arkadaşınızın gay olduğuna dair bir hikaye uydurup yayın. Skandalların en iyi ilacı, yeni skandallardır.

Peki ya Adamın Beni Yine Aramasını İstiyorsam?

- Şimdi aklınıza geldi de mi? Aferim! Hep diyoruz; Erkeğin son kullanım tarihini uzatmak için, onlara ilk geceden verilmez. Bu uluslararası kabul görmüş bir sosyal kullanma talimatıdır. Neyse olan oldu, kalkın adama kahvaltı filan hazırlayın nebleyim. Biraz madur görünün, "Bana ne oldu bilmiyorum, ay hiç hatırlamıyorum" ayaklarına yatın. "Çok adam tanıMAdım ama yatakta en iyisi sendin" de bi ihtimal çalışabilir. Bu ilk one night standinizdi, siz bile nasıl olduğuna inanamadınız, haliyle pişmansınız bir de. Bu fikirleri kahvaltı boyunca kendinizi acındırmadan işleyin bakalım, eninde sonunda telefonunuzu isteyecektir. (İstemezse de sktirsin gitsin afedersiniz. Pipisi platin felan değildi en nihayetinde, değildi di mi?)

12 Eylül 2014 Cuma

Annelik...

Ben anne olmasaydım eğer...
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim. 

O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim. 

Kan yapsın diye danadili haşlayıp üzerine yumurta kırıp ağzının tadına da uysun diye çikolatalı pudingle karıştırmak gibi yaratıcılığın sınırlarını zorlayan tarifler keşfedemeyecektim hiç. 

Su almak için elimde kumanda ile buzdolabını açtığımda kumandayı buzdolabına koyacak kadar ya da evden çıkarken telsiz telefonu çantama atacak kadar kendimden geçmeyecektim. 

Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım. 

Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım. 

Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.

Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.

Büyüdüğünde arkadaşlarınla birlikte partilerde Süper Anne olarak eğlenmeyi hayal edemeyecektim.

Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.

Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım. 

Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım. 

Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım. 

Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım. 

Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi. 

Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım. 

Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı. 

Yağmur sonrası çamurlu sularda zıplamanın keyfine varamayacak, sen bir lokma daha fazla yiyesin diye kalabalığın ortasında kafamda peçete dansı yapmayacaktım.

Sen olmasaydın eğer yaşamın karmaşıklığını unutup tekrar basit yaşamayı öğrenemeyecektim.

Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım.Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!...

Alıntı

6 Eylül 2014 Cumartesi

Olmaktan Korktuğum Yer...

Tamam, kabul! Kapitalizmle psikolojik sorunları olan biriyim. Hatta anti-sosyal (psikopat) bir yanım var. Ayrıca sistemle didişmem tamamen kişisel, yani "sevgili halkımız" adına filan değil. Zaten devrim olsun, İrlanda milliyetçisi olup " çık dışarı koca götlü İngiliz" diye Londra'da apartman zillerini çalacağım. Yetmiş iki saat içip gebermediğim, yaz akşamları balkondan mahallenin kafasına işediğim, bilmediğim şehirlerde serseri yağmurlar gibi gezindiğim, doğrudur. Bu da içine sıçtığımın hayatımın diyalektik felsefesi olsun! İnsanoğlu tuhaftır. İçtiği şeye sıçar: Su gibi. Ne kadar yıkıcı yanı olsa da, yapıcı yanı da vardır: Beton inşa eder sonra bombalar. Boktan hikayeler sevdim ben, sidik kokulu aşk romanlarını. Sakallı dedenin nur yüzüne sıçmakla geçti ömrüm, düşlere umutlara hiç inanmadım. Çünkü yeryüzünde her şeyi ümitsiz insanlar yapıyordu. Umutlu olanlar, umutlarına sarılıp göt-göbek büyütüyordu. Kaldı ki düşüncelerinizi söylemeyin umutlu insanlara, kıymalı börek niyetine gider, osuruğu çekilmez. Evet, son yüzyılda cep telefonunu kendi organı sanan maymunlar diyarındayız. Bebeklerin bile gırtlağı 16 ay sonra oluşur, iletişimde meğer ne kadar çok yol almışız... İletişim mi dedim? Siz yine de iletişimsizliğe sayın! "Aradığınız kendinize şu an ulaşılamamaktadır. Devrimden sonra lütfen tekrar deneyiniz."

1 Eylül 2014 Pazartesi

Aşksa Bu Demek ki...

Bir yatakta iki kişi yatıyorsa, o yatağın en gereksiz şeyi ikinci bir yastıktır.
Senin sırtın, kolunu yastığa dolayarak bana yastık yaptığın kemiğin, derinden çektiğin nefesler ve beşik bedenin varken, kaz tüyü yastık
Saçmalık...

31 Ağustos 2014 Pazar

Öyle İşte..

Serde anarşistlik, asilik var olsa da bazenleri süngüsü düşüyor insanın..kimselere belli edemezsin icinde yaşarsın,korkarsın..bilmiyorum ki işte can sıkıcı herşey bugün..
                              

30 Ağustos 2014 Cumartesi

Duygu Seli ...

Ve bazı geceler daha uzun geçer. Biraz çay biraz sigara biraz da 'O'. Önümde gidilmesi gereken onca yol.Keder hemen yanıbaşımda. Biraz mutluluk çokça ûzgün. Canımın sızlaması da var tabi... Böyle yani...

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Bi Bitmediniz Yahu..

Azalarak Bitmesi Gereken 22 İnsan Tipi
1. 1 puan daha vermeyip dersten bırakan hocalar..
2. Turistleri taciz etmek için fırsat kollayanlar..
3. Her muhabbette konuyu siyasete bağlayanlar..
4. "Kıza bak bir de adama bak" diyenler..
5. Yunanları, Rumları, Ermenileri, Yahudileri kötü olarak düşünenler..
6. İnternette yayınlanan her bilgiyi doğru sanıp inananlar..
7. Karısını çalıştırıp bütün gününü kahvehanede geçiren erkekler..
8. Bir şeyin üstünde WI yazısı görüp hemen mucize gözüyle bakanlar..
(Aynaya bakın, mucizeyi göreceksiniz..)
9. Denize donla girenler..
10. Oy verdiği partinin her dediğini doğru kabul eden tipler..
11. Herkes yerine herkez yazanlar..
12. Her Rus kadınına hayat kadını gözüyle bakanlar..
(Natasha ismini fahişeyle eş anlamlı haline getirenler..)
13. Toplu bayram mesajı atanlar..
14. İnsanları dış görünüşlerine göre yargılayanlar..
15. İsrail Filistin'e saldırınca Hitler sözü paylaşan tipler..
16. Metroda önce inenlere müsaade etmeden binmeye çalışanlar..
17. Down sendromlu insanları korku filmlerinde korku öğesi olarak kullananlar..
18. Yürüyen merdivenlerde sol tarafı boş bırakmayanlar..
19. Sarı ışık yanar yanmaz kornaya abanan tipler..
20. Duş aldığınızda mutfak musluğunu sonuna kadar açan ev arkadaşı..
21. Kadınlara sözlü tacizde bulunan pataklanası şahıslar..
22. Bir eşcinselin veya bir ateistin hakkını savunduğunda, senin de eşcinsel ya da ateist olduğunu düşünenler..

26 Ağustos 2014 Salı

Olmasanız da Olur ki...



Bi zahmet,arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!

Şiir şiir anlaşamıyoruz sizlerle. Kadınların kahkahasına düşman, çocukların şekerlerine hırsızsınız. Ruhunuzdaki katran, ne yaparsanız yapın, bir kez güneşi söndürmüş gözlerinizde.

Bi zahmet arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!


Gidin insanların hayatından. Sesinizi duymasak, yüzünüzü görmesek kurumaz geceye astığımız düşler, kendi payımıza düşen acılar bile; inanın, sizsiz daha güzel.

Bi zahmet arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!

Kimliğinize sinmiş kin ve nefret, şebek gotune dönmüş suratlarınızdan fışkırırken, sanılmasın kahkahalarımız incinir, sevinçlerimiz yaralanır.

Bi zahmet arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!

Kısır ihtiraslarınız varsın büyüsün teşvik pirimleriyle, kişisel gelişim kitaplarınız varsın olsun ol sermaye. Yavuklunuza sunacak bir yürek kalmamışsa göğsünüzde;

Bi zahmet arkayı dörtlemesek de olur, bi .iktir olup gidin!

Bağzı Adamlar ...

Bazı adamlar korkaktır.
Çöker diye sevdanın yüküyle omuzları, sirkelenip sığınırlar bir ayrılığa.
Kızamazsın.
Bazı adamlar çocuktur hala,
Saçlarına dokunamazsın mesela, uyurken öpebilirsin onları.
Çekinirsin.
Bazı adamlar çok gider..
Hiç gelmeden gider, hep gider.
Defalarca kez terkedilirsin bir kez bile bakmadığın yüzünü, bin kez çevirir senden.
Özlersin.
Bazı adamlar yalancıdır,
İnanmak istersin.
Her yalan, bir mermidir vurulmak istersin..
İhanet ederler, gözlerini sıkıca yumar kaybolmuş bir kız çocuğu gibi çöker kuytu bir köşeye,
Ağlarsın.
Bazı adamlar cesurdur.
Yanındayken dünyaya sövsen, saçının teline dokunamazlar bilirsin.
O sarıldıkça sana,
Güçlenirsin.
Bazı adamlar yalnızdır.
Parmaklarının arasına sıkıştırdığı bir sigarayla el sallarlar geceye,
Bir kaç duble daha içerler, hiç konuşmadan seninle.
Bir şarkı daha dinlerler, sustukları çoğalır.
Konuşamazsın.
Bir adamı çok seversin,
İçin çıkacakmış gibi seversin..
Bir kez daha görebilmek için, ölmezsin bazen.
Kutsallaşır dokunduğu tenin,
Konuştuklarını ezberlersin..
Gözlerini kaçırırsın, o hayran olduğun gözlerinden anlayacak diye.
Rakıyı aynı anda yudumlarsın onunla, maçı aynı heyecanla izlersin,
Sigarayı aynı onun gibi içersin bir zaman sonra..
Hani nefes alamıyormuş gibi kollarında.
Uyuyuşunu kazırsın aklına, uyanışını, yürüyüşünü.
Kahkalarını kulaklarına dikersin.
Kokusunun sindiği elbiselerini sahiplenirsin çoçuğun gibi.
Dokunduğu kapı kolunu, adım bastığı kaldırımı, baktığı gökyüzünü sökesin gelir yerinden.
Bir ömür bekle dese, bir ömür bekleyecekmiş gibi hissedersin.
Özlemek ne ulan, yüreğin delinir sanki yanında yoksa.
Adı kurulur, her duana..
Her niyet, her amin ona.
Yastıkların sırılsıklam uyansanda her sabaha, her günaydın yine ona.
Arkandan kuduz köpekler koşuyormuş gibi nefes nefese bıraksada seni gece yarıları bir başına,
Bir tek ona sığınırsın, yine ona..
Korkaksa; seninle korksun istersin.
Çocuksa; sen izle uyurken.
Gidecekse; senden gitsin istersin,
Yalancıysa; seni kandırsın..
Onun için ağlamak istersin, o vursun seni, ona öl.
O sarılsın sana, onunla güçlen.
Ona yenil..
O düşürsün seni isterse, ama yine o kaldırsın ayağa.
O kimsesiz hissettirsin sana, sonra o sahiplensin…
Bütün çaresizlikleri yıksa da üzerine, o çare olsun.
Yara bere içinde kalsanda, o tuz bassın yarana sonra o merhem olsun, yine kanatsın, yine acıtsın, yine o sarsın..
Bazı adamlara benzemez onlar,
Bir inanç, bir din, bir tanrı gibi kurulur göğsüne..
Şimdi bazı adamlar çok seviyor beni
Avuçları umut dolu ama dokunamıyorlar sol göğsümün içine..

..

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Sonuç ne ki akibet ne olsun..


Anarşik Sevmeler...

gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim! 
starbaksları kundaklayalım istersen! 
yeşilay derneği başkanından ateş isteyelim sigaralarımıza,
kahveden adam toplayalım apar topar bir akşam aniden,
gökyüzündeki tabelaları değiştirelim.
gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
emperyalistlere küfredelim istersen, kapitalistlere nasihat edelim, modernistleri en yakın hastaneye sevk edelim.
doğayı sevip, yeşili koruyan bir çocuğa çok masallar anlatalım sonra…

gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
bir gece tüm duvarlara -belki bir gün yeniden- yazalım.
kaşhuş’tan şarkılar patlatalım ve tüm liberalleri vuralım sonra… 
gel içimdeki uranyumu zenginleştir sevgilim!
dianar’dan ala dergisi alalım;
sen o neo-müminelere uyma sevgilim,
gel polemiğe girelim tüm gücümüzle ekmeğimizi çalanlarla,
kudüs’ü özlerken çaresiz,
ceket değil kafa tutalım bu akşam…

10 numara anarşistiz işte güzelim!
bu dramatik finalin son kaybedeni ya da
bu faça dağılmaz sen bana bakarsan
sen bana bakarsan ben devletten maaş alırım
devlet sponsordur bu aşka,
sen bana bakma

bir romantik gibi ölelim ama mutlaka;
aleyküm selam, haydi bir bardak daha.
köpekler yesin ciğerini ey dünya !

Steril Sahte Zamanlar...

Fakir mahallelerdi, güveli hayatlardı., arnavut kaldırımlı sokak­ların yanlarında biz, yakışıklı misketler yuvarlardık.. golden Sa­kız’dan çıkan artiz resimleri de biriktirip., çocukluk belki de en güzel olandır, zaman değil., pencerelere tünemiş vita yağı ku­tularda özenle ekilmiş pencereönü çiçekleri olurdu., ve arala­rından bakan bolluca ve biraz ablak sıfatlı saksı kızlar., o zaman belki de en güzel olandır zaman, çocukluğumuz değil,

at arabasıyla karpuz satılırdı., Erkin Koray’ın, Acda’nın, Ba­rış Manço’nun, Fikret Kızılok’un, Şenay’ın Beyaz kelebekler’in, Moğollar’ın, Ayla Dikmen’in ve bir sürü diğer şarkıcı­ların şarkıları eşliğinde., ve at, güpegündüz işte zart diye so­kağın ortasına zıçardı.. ve o koku sıcaklarla birlikte rutubet, küf, akasya, karpuz kabuğu, rakı anasonu kokusuna karışıp pırr diye havalanırdı., insan boktan şeyleri de özler mi ya..

özletiyor açıkçası şu steril ve sahte zamanlar.

Adam dedi ki...

Bizler sizin bıraktığınız gibiyiz hala; halıdan saç tellerinizi toplayıp kendimize peruk yapıyoruz. Sonra aynada ikimizi görmek müthiş mutlu ediyor! Burnumuzun üzerinde tek kare fotoğrafla geziyoruz. Ne garip insan hiç mi yaşlanmaz? Sizi bildiğim gibi, Hala çok güzelsiniz... Özledik diyemeyiz ama Burnumuzda tütüyorsunuz. Yani koku, Sadece havada değil Zihinde de asılı kalabilir yıllarca. Sevdiğimiz şarkılar da aynı, aynı solist, aynı ses, aynı nakarat... Ve alışkanlık işte yine aynı nakaratta ağlıyoruz. Aslında deli de değiliz, Yalnız da... Sigaramız var yanımızda, Ve ruhumuzda sizden kalma ruj izi. Yanlış anlamayın lütfen, bizler size değil hala acısına aşık fiyakalı adamlarız.

Kimselerin Bilmediği Sahillere Gitsek Ya...

Kimse seni anlamıyor sen de kimseyi dinlemiyorsun öylece geçinip gidiyorsunuz işte nedense hayatı hep aşktan meşkten ibaret zanneden aptallarla sohbet ediyorsun, bir balığı da sadece akvaryumda gördükleri için oraya ait olduğunu düşünen düşüncesizlerle zaman öldürüyorsun- kabul et!buraya alışmışsın bir kere bu beton terzisi apartmanları iğneli orospu şehre...bazen şöyle de düşünmüyor değilim aslında;- tanrının malzemesi mi bitti acaba?hiç mi merak etmiyorsun yani?bazı kadınlar niye kartondanlar?bazı adamlar hangi hakla ot biçimindeler?bazıları da ayıp değil mi yani?niye hep böyle işten eve evden işe gidebilmek derdindeler?bak işte daha dün gibi onca hatıra kapının önünden hızla geçip gitti sordun mu hiç?- neden hâlâ içine yakın tek bir oda bile bulamadın?sen bunca kış bunca terslik içinde içini - neyle? - nasıl? ısıttın?kimse bilmiyor ki seni farkındayım kimseler duymuyor ki..kulaklarını elleriyle kapamışlar gözlerini ağızlarıyla yummuşlar bir şeye inat ediyorlar ama - neye?bir şeyi arıyorlar ama - kimi?- fısıldasalar bile duyacaksın ama - ne çare!olmuyor olmuyor işte bu tarz şeyleri sabaha kadar kafanda kurup kurup defalarca sorabilirsin karşında duran boşluğa evet defalarca sorabilir ve doğru dürüst bir tek cevap bile edinemeyebilirsin kendine,sahi bazı bardaklar ne kadar da unutkan değil mi?bazı masalar da durduk yerene kadar da çok çene çalıyorlar sen zaten sürekli aklında kocaman bir fırıldak olan insanlarla kederleniyorsun belki de bunu bir tek ben biliyorum!- içki dokunmuyor ki aslında göğsünü acıtan şey bir başınalığın nasıl üzülüyorum ah bir bilsen senin olduğun birbirinin tekrarı ve herkes bir başkasının kötülüğünün devamı az önce balkondan dünyaya şöyle bir baktım da bir şeyler hakkında karar vermeyeli tam otuz yıl geçmiş bilmiyorum ki acaba sahile mi insem?

22 Ağustos 2014 Cuma

Sevkili Günnük...

Neden "Sevgili Günlük" diye başlar ki günlükler? Şöyle başlayan olmuş mudur acaba: "Amk günlük, bugün de hayatın anlamını bulamadım." 
Olmaz tabii.

bi şey anca bu kadar anlatılamazdı, ben de anlatamadım zaten...


17 Ağustos 2014 Pazar

Herkes Biraz Ben ..



''Ben.
Hani şu gecenin yarısı radyoda duyup da adını bir türlü bulamadığınız bir şarkıyım bazen.
Ya da sokakta amaçsızca gülerek yanınızdan geçen bir adam.
Susarak oturan bir adam da olabilir.
Suratı asık bir adam da tabii ki.
Ben.
Defalarca izleyebileceğiniz ama hiç vakit ayıramadığınız bir film.
Sabah uyanıp aynada gördüğünüz o korkunç ifade.
Sözlerini anlamadığınız halde defalarca dinlediğiniz bir şarkı.
Sözlerini anlamadığınız halde defalarca ettiğiniz bir dua.
Sözlerini anlamadığınız halde defalarca kaçtığınız bir aşk.
Ben.
Akşam oldu hüzünlendim ben yine şarkısındaki özne.
Yine bu yıl ada sensiz şarkısındaki gizli özne.
Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul'un şarkısındaki aşık.
Bir de Huysuz ve tatlı kadına aşık.
Ben.
F5 tuşu.
Hani mesaj gelir diye belki.
Ya da sağ tık > yenile.
Bazen Ctrl + C.
Bazen Ctrl + V.
Temelinde; 00100100100100...
Ben.
Sıkıldım.
Utandım.
Üzüldüm.
Aşık oldum.
Aşık ettim.
Terk edildim.
Terk ettim.
Ağladım.
Güldüm.
Yıkıldım.
Ayağa kalktım.
Göklere uçtum.
Geri düştüm.
Ben.
Sustum.
Konuştum.
Dinledim.
Bıraktım.
Getirdim.
Götürdüm.
Sevdim.
Kaçırdım.
Takıldım.
Arandım.
Ben.
Sen.
O.
Biz.
Siz.
Onlar...''


15 Ağustos 2014 Cuma

Nedir.. ?

Nedir.. hava soğuksa hala, hala bulutsa gök ve çok güzel sergiler varsa, ama çok vakitsizsek. Nedir.. kimliğe iliştirmek için özendiğimiz sevdiğimiz sıfatlarda bir yaprak dökümü başladıysa ve bunu kabul etmek için hala çok gençsek. Çok esaslı laflar varsa kalemin ucunda fakat yazmak için eskisi gibi değilsek nedir ki ..

Bakış Açısı...


Akıldane Sevgiler...

"iyi ol dedik,
İyi edecek bir şeyler yapmayı düşünmedik.
Yalnızsın sen dedik,
Tutup kolundan götürüp bir çay ısmarlamayı düşünmedik.
Sev biraz dedik,
Kalbimizden zerre koparıp vermeyi düşünmedik.
Sen daha iyilerine layıksın dedik,
Onun için daha iyisi olmaya çalışmadık.
Evet, aslında bok gibi sevgisiz,
İt gibi yalnız olmayı hak edecek her şeyi yaptık.
Çünkü;
Hepimiz reçeteye bir şeyler yazmaya çalışan doktor olmaya çalıştık, Kimse eczane olmadı kimsenin hastalığına."

14 Ağustos 2014 Perşembe

Ayarsız Enerji ..

 Anısı biz olalım bu sokakların 
öpüşmediğimiz tek saçak altı 

   hiçbir otobüs durağı kalmasın..

Sitemin Kare Kökü..

Ben şimdi seni, matematik hesaplarını alt üst edecek şekilde severim de senin kafan basar mı, bilmem ?
Lüzumsuz sayı israfına gerek yok, pi sayın düşük , bence !!

Ayna Ayna Söyle Bana

İçimde yazarı öldüğü için tamamlanamamış hikayelerin, elmanın yenilmeyip bekletilince kararmış diliminin, ezan okunduğu için en güzel yerinde kapatılan şarkıların, tabakta kalan son kaşık pilavın, tam da sevgisini itiraf edecekken sevdiğinin evlendiğini öğrenen adamın hüznü var.

Oladabilir...


9 Ağustos 2014 Cumartesi

DÖNME..


Ertesi Günü Hapı

Kimisi de hayatımıza ,çok alkol aldığımız gecelerin ertesi günü gibi girer. Bir denge kaybı gibi..Bir baş ağrısı gibi..Yaktığın her sigarada tekrar tekrar vuran ayılamama hali gibi..'İçmeyecem lan bidaha' dedirten,kendinden nefret ettiren ve intihara meyil geliştiren o boktan ertesi günler gibi. Verseler eline seni o hale getiren rakı şişesini kırıp parçalamak istersin.Tıpkı kafasınıda kırmak istediğin gibi.Öyle bir tiksinti geliyor insana..Alkolün ertesi güne,bir 'yok'unda hayatımıza yaptığı gibi..

Halbuki dogurmak istemedigin cocuklarin icin bile bir ertesi gun hapi yetiyorken, ne kanindaki alkole ne de kalbindeki sanciya bir fitil bile gelistirmemisler..öyle lanet bir dunya..

Akşama doğru geçiyor yavaşça alkolün etkisi.Geriye yorgunluk kalıyor.Ve bir bakıyorsun ki yine aynı masadasın..Rakı şişesi karşında duruyor, kırılmayan o kafa da kimbilir kimin koynunda ?

GBK


AŞK

Bazı kadınlar sol göğsünün altında mayın taşır beyler.oraya ilk ayak basan adam, ayağını çekip gitmeye kalkışırsa eğer mayın patlar, kadın dağılır, adam ölür, kadının sol göğsünde.sonra bir daha kim gelip giderse gitsin sol göğsün altındaki kente, asla aynı etki yaşanmaz. bir mayın bir defa patlar beyler, bir kadın, gerçekten, bir defa sever. "bir şiir bir kez yazılır. bir kitap bir kez okunur” gibi çürütülebilir bir tez değildir bu. bir insan bir kez ölür, türündendir. hatta düpedüz eşdeğerdir ikisi.

Ve sevgilim, sana gelince: bir gün uğrarsan sol göğsümün altındaki kente,hüzünlü bir sesle "buralar eskiden hep benimdi" diyeceksin kendine...

6 Ağustos 2014 Çarşamba

Başka bir Seçenek Olmalı

Ailenizin “Hele bir kapağı at da hayatın kurtulur” dediği üniversite beklediğiniz gibi çıkmadı mı?
Hayat ergenlik yıllarınızda izlediğiniz MTV klipleri gibi renkli ve kolay değil mi?
Babanız sermaye sahibi bir işadamı değil mi?
Bir cahilin yönettiği ülkede yaşamaktan açık maddi çıkarınız yok mu?
Belki de Alevi ya da Kürtsünüz, ezilenler arasındaki hiyerarşide bile aşağılardasınız… Ortalama bir vatandaş devlet şiddeti ile karşılaştığında sizin kimliğinizi sayıklıyor: “Terörist miyiz amirim.”
Eğitimli orta sınıf bir ailenin eğitimli çocuğusunuz, fakat hayat Twitter’daki gibi akmıyor olabilir mi?
Hayatınızı konut kredisi ödemekle geçirmek istemiyorsunuz, fakat aileniz bir ev sahibi olmanın gerekliliği konusunda ikna çalışmalarından vazgeçmiyor mu?
Sizden çok daha az donanımlı insanların, sizden çok daha iyi işlerde, çok daha fazla para kazandığını mı düşünüyorsunuz?
2014 yılında saçlarını jöle ile geriye yatıran bir meczubun ayda 50 bin TL’den fazla kazanıyor olması, sevgilisiyle sinemaya bile gidemeyen bir sürü genç varken, sizin de mi kafanıza takılıyor?
Belki eşcinseller ile dalga geçerek en sert erkek olduğunu kanıtlamaya çalışan çocukluk arkadaşlarınızdan sıkıldınız?
Belki de dini ritüelleri saçma bulan bir ateistsiniz, babanız bayram namazı için ısrar ediyor.
Ya da babanız 1978 yılında birkaç ay içinde eşitliğin ve özgürlüğün Türkiye’ye hâkim olacağını düşünüyordu, sonraki 36 yılı yüzünde acı bir gülümseme ile geçirdi. Sizi piyasa koşullarına hazırlamak istiyor.
Bütün bu seçeneklerden biri veya birkaçı size tanıdık geliyorsa, sosyal ağlarda keskin bir ironi ile isyan çığlığı atıyorsanız…
Bazen de barikatı özleyenleri favlıyorsanız…
Başka bir seçenek yok mu?
Hani şu ünlü hikâyedeki gibi;
Al Capone çocukluğu boyunca bir bisiklet için Tanrı’ya dua eder.
Sonra anlar ki; Tanrı’nın çalışma yöntemi bu değil.

4 Ağustos 2014 Pazartesi

ojelerim bozulmasın yahu..





Ojelerim Bozulmasın Diye Evlenmiyorum!

Ben yoruldum, insanlar yorulmadı sormaktan. Neden evlenmiyor muşum?! Kocalar kapıda sıraya dizildi de biz mi seçemedik? Düzgün bir adam karşımıza çıktı da biz mi istemedik? Aşık olduk da bekarlık kurumunun bize ihtiyacı var diye biz mi kaçtık?

Herkes evlenmek zorunda sanki…
Sevip aşık olmadığın biriyle evlenmektense evlenme daha iyi…


Kısmet demekten dilim damağım kurudu. Olmayacak dualara amin demekten dudaklarım yoruldu. O yüzden evlenmedim.

Yukarı tükürsem ıssız adam, aşağı tükürsem dingil! Hangisiyle evlenelim?

Zaten evlenince de hayatımıza kuş mu konuyormuş sanki? Kamberliğin bana verdiği yetkiye dayanarak şunu söyleyebilirim ki, hazırlıkları da dahil olmak üzere total olarak kocaman bir fiyasko evlilik. Hangimiz gümüş makasa pul yapıştırıp kurdele sarmak istiyor? Nişan tepsisi almak için kaç saatinizi sokaklarda geçirmek istersiniz? O kadar dandirik ki her şey; buzdolabı seçmek bile problem. Bütün sülalenin parmağı her işinizin içinde maşallah! Gelinliğiniz hakkında bile her kafadan çıkan milyonlarca konuşma baloncuğu… Biri ak diyor öbürü kara! Aman da herkesin gönlü olsun derken, iki gönül bir olunca seyran olacak samanlık dar geliyor insana.

Düğün olayını hiç anlamış değilim keza. Neden bir adamla aynı evde yaşamaya başlıyorum diye Dayımla karşılıklı Ankara havası oynuyoruz ki? Üstelik üzerimde beyaz ve ters bir mantar kostümüyle! Bir de boyumdan büyük bir pastayı kılıçla kesiyoruz yanımdaki penguen kostümlü kocamla! Sebep?

Peki ya mutlu sondan sonra?

Bulaşığı, yalaşığı gırla evin içinde… Oje bile süremiyor insan. Sürsen bile yemek yaparken, bulaşık yıkarken bozuluyor zaten. Bütün gün işte çalış, aksam eve gel yemek yap, ortalığı toparla, bulaşıkları yıka… Aman tanrım yarın kaynanam geliyor sendromu da cabası… Hepi topu bir Pazar günümüz var o da ütüye kurban gidiyor. Bir de evin içinde dolaşan erkeksinin kılı tüyü pisliği… Sinirleri kulak memesi kıvamında cılklaşan kadın çemkirmeye başlıyor. Ardından kavgalar gürültüler ve ta tam! Hadi bakalım ben annemin evine gidiyorum Hüseyin!

Ondan sonra adliyenin önü boşanma kuyruğu…

İşte bu yüzden evlenmiyorum teyzelerim amcalarım. Henüz bu yaşanacak, anlat anlat bitmeyecek sıkıntıları bana pembe gösterecek biriyle tanışmadım da ondan evlenmiyorum. Sırf sarılıp uyumak için bu kadar yükü taşıyabileceğimi düşündürmedi kimse de o yüzden hala yalnız yaşıyorum.

Bir gün biri gelir, al bu da senin aptal cesaretin hadi evlenelim der ve beni ikna edebilecek kadar aşık ederse, ben de evlenirim belki. İşte o zaman gelini öpebilirsiniz.

Ama şimdilik ojelerim bozulmasın diye evlenmiyorum.

Hayallerde Bir Yere Kadar..


ADAM..

Adamın hası, ayrılıkta belli olur.

Kadınlarla tanışırken, sevişirken, işler yolundayken, hepsi kibar görünür; kur yaparlar, kapı açarlar, sandalye tutarlar, çiçek alırlar; ağızlarından bal damlar.
Sonra gün olur, ayrılık kapıyı çalar. 
İşte o zaman, vitrin kırılır, cila dökülmeye başlar. 
Uygar sandığınız o adam, anında yoldan çıkar; bağırır yok yere, dili çatallaşır, birden küstahlaşır. 
Kıskanç, pinti, aksi bir magandaya dönüşür. 
Durup dururken eski defterleri açar, unutup gittiğiniz bir gecenin, sohbetin, kişinin hesabını sorar.
“Sen zaten…” girişiyle başlayan suçlamalar, “Ben aslında…” itirafıyla devam eder. 
O konuştukça fark edersiniz ki, siz kendinizi feda ederken, o bambaşka yollara sapmıştır. Gizliden gizliye sizi izlemiştir, odanızı, çantanızı kurcalamıştır, konuşmalarınızı, görüşmelerinizi kaydetmiştir. Cebinde, kalbinde her an çekilmeye hazır hançerler gizlemiştir. 
Anlarsınız ki aslında hiç güvenmemiş, hiç sevmemiştir.
“Ben bu adamın nesini sevmişim” diye iç geçirirsiniz; kendinizi ihanete uğramış hissedersiniz. 
Ama artık çok geçtir. 
Adam, kendini ayrılıkta belli etmiştir.
Liderin hası da, belalısı da, devrilirken belli oluyor.
Can Dündar

25 Temmuz 2014 Cuma

Terbiye Neydi ki...

bana değil
hayata "terbiyeli ol" demelisin

yapan o
ben sadece ifade ediyorum

GBK KODU


insanlar
ölümcül bir hastalık gibi
kaplamışlar ortalığı

bu dünyayı çok seveceğim ama
bir yerlerden
bir susmak bulup
her defasında kapatıyorlar ağzımı...

Yansıma

Erkekler olmasaydı kadınlar şeytan olmazdı.
Erkeklerin yalanlarını yakalamaktan
"yalan" hakkında uzmanlaştı kadınlar..
Erkeklerin açıklarını kapatmaktan
"alicengiz oyunlarını" öğrendi kadınlar..
Erkeklerin attıkları kazıklardan sonra
ayağa kalkabilmek için
"psikoloji" hakkında master yaptı kadınlar..
Sırf erkek kendini erkekmiş gibi hissetsin diye
"riyakar" oldu kadınlar..
Sırtına vurulan namus yükünü taşımak için
akıl sağlıklarından oldu kadınlar..
Seveyim dedi "değersiz" oldu,
sevmeyeyim dedi "feminist" oldu, başarılı oldu...
"Yataktan geçer" dediler, başarısız oldu
"kadın işte" dediler..
Sonra kadın kendine bir kale yaptı kendini hapsetti..
Yalanlara inanmadı, oyuna gelmedi,
kendi kendine yetmeye başladı,
doğrucu oldu heryerde..
Kimsenin yükünü almadı sırtına..
E sonra ne oldu en sonunda hadlerini aştılar dayanamadılar..
Güçlü kadınlara "şeytan" deyip çıktılar işin içinden..
Attılar ezilmişlik duygularını üzerlerinden...
Kadınlar aynadır beyler,
gördüğünüz kendi yansımanız sadece....

24 Temmuz 2014 Perşembe

İşte bu da bir Tespit

Türk’ün gururudur...
Şerefidir...
Aklı, fikridir...
*
Ama devleti ona göre dizayn etmeye kalkarsan...
Olmaz...
*
Her işe yarar...
Uzunluk ölçüsüdür mesela...
“....kadar boyu var” dedi mi...
Demek ki kısa boylu...
*
Pusuladır...
Şaşıranın yönünü gösterir...
“.....nin doğrultusunda gitti” dedilerse...
Yön yanlış yani...
*
İmla kuralıdır, nokta yerine geçer...
“.... git” dedin mi...
Son noktadır...
*
Friedman teorileri kadar olmasa bile ekonomide kuraldır...
“Elin .... ile gerdeğe giren” batmıştır...
Kesin...
*
Silahtır...
Kavgada Türk’ün aklına önce o gelir...
Çeker, başlar sülaleden...
Patlar, patlamaz...
Ayrı...
*
Nüfus planlamasıdır...
Üç, dört, beş...
Şemsiye ile olmuyor ki...
*
Ama rejimi ona göre dizayn etmek...
Kendi azgınlığına sahip olamadığın için kadını örtmek... Kendini tutamıyorsun diye yasaklarla kadınları eve kapatmak...Ekonominin, bilimin, sporun, sanatın, siyasetin, eğitimin, kısacası yaşamın dışına itmek...
Yarım yapar seni...
İlkel bir toplum olursun...
Ortaçağın özlemini çekip de okulları bile ayırmaya kalkarsan...
*
IQ yerine geçer....
Zekâ ölçüsüdür...
“Kafası .... kadar çalışmaz” dediyse...
IQ’n düşük yani...

Sebepsiz Gelmedim ki

Oysa sesimde zinhar bir timsaha, bir kaplana, leopara benzemeyen ve hiçbiri ötekinden zerre haz etmeyen tavşanlar ve tavuklar cirit atıyorlar. Hep biraz acıyan eski bir yarayı kaşıyorlar bu vesileyle, ve bunun önemini anlamayan insanlar daha az ciddiye alıyorlar o vakit beni. Halbuki bazen ben dünyaya balinalardan bahsetmeye gelmişim. Yunus hususu açılınca samimi bir hayret göstermeye. Ben mavileri sevmeye gelmişim belki, belki bir lâcivert mühür edinmeye. Her şiirin bir sesi bir rengi var; benimki habire mavi. Bunun sebebini öğrenmeye gelmişim dünyaya belki.

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Teşekkürler Hayat



Elimden geldiğince kuyunun en dibinde,
Uçurumun en ucundayım.
Gönlüme karalar bağladım,
Gayesiz bir hayatın mahsulüyüm artık. 
Anestezi olmuş soğuk beden gibi, 
Herşeyi görsemde, 
Herşeyi duysamda, 
Hissiz kaldım.. 
Teşekkürler Hayat, 
Tam istediğin gibiyim bu aralar. 

Güvensiz, 
Nedensiz, 
Hissiz, 
Kimsesiz, 
Sessiz, 
Sedasız, 
Tepkisiz. 
İsteksiz.

Aldırış Etme



Ben bazen ağır içerikli küfürler ederim.


Seni seviyorum derim mesela .

Aldırış etme, kalbimin dikine gittiğim intiharlarım da olmuştur..

Ben Tekim

Saçınızın ucu kırılsa, kendine dert edecek adamlar sevin 





ya da tek başınıza geberin..

22 Temmuz 2014 Salı

Toplumu Hazırla

Ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil.
Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister
Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata
Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik..
İçime çöreklenmiş sığ bir sağır var benim.
Ben seni severim sevmesine de, iş çıkarmasana şimdi ne gerek var..

Çok da Şey Yapmamak Lazım



Sonra en çok da ben bu kibirli kimselere çivi çiviyi söker kabilinden, sinsi bir başkaldırma niyetine ‘Hee, hee’ diyenleri severim.

Kralım, kraliçeyim, aslanım, kaplanım, leopar, kükrerim, bilirim, söylerim, iddia eder, seni yenerim seni geçerim, seni seni seni, şah mat vaziyetlerinde gezinen bu kimselere işte, oldu tamam neyse evet neden olmasın belki sonra şş tamam sus artık diye kibar kibar postaları koyanları, kibrin nitrojen balonlarına sakin bir umursamazlıkla postal vuranları...

                                                      İlgiyle izlerim niyeyse.

Aşk Masalı




Yalnızca mutlu son masallarda olur..

Mutlu aşk yoktur!

21 Temmuz 2014 Pazartesi

KadeR..

Erkek olsaydım, sevdiğim kadın dolabı her açtığında 'sen her halinle güzelsin' yazısıyla karşılaşırdı.
Evdeyim diye yalan söyleyip 10 dakika sonra aşağıda seni bekliyorum diye mesaj atardım.
Ağlatmazdım. ağlıyorsa tutup göğsüme basardım.
Onu sevdiğimi sürekli söyler, hatırlatırdım.
Sorunlarımız olduğunda kestirip atmak yerine geçecek hepsi derdim.
Kalbini paramparça edeceğimi bilsem de, onu kandırmak yerine her şeyin gerçeğini delikanlı gibi söylerdim.
Bi sebepten erkek olamadım. böyle bir erkek olsaydım eğer, beni tanıyan kadın benden sonra kimseyle mutlu olmazdı.
Belki de bu sebepten böyle bir erkek hiç yaratılmadı ..

Cadı Ben

Hiç prenses gibi hissetmedim, beklediğim bir prens de olmadı. Kara şövalyeye aşık oldum ve adım da cadıya çıktı. 

Sonra zaten toparlayamadım