6 Eylül 2014 Cumartesi

Olmaktan Korktuğum Yer...

Tamam, kabul! Kapitalizmle psikolojik sorunları olan biriyim. Hatta anti-sosyal (psikopat) bir yanım var. Ayrıca sistemle didişmem tamamen kişisel, yani "sevgili halkımız" adına filan değil. Zaten devrim olsun, İrlanda milliyetçisi olup " çık dışarı koca götlü İngiliz" diye Londra'da apartman zillerini çalacağım. Yetmiş iki saat içip gebermediğim, yaz akşamları balkondan mahallenin kafasına işediğim, bilmediğim şehirlerde serseri yağmurlar gibi gezindiğim, doğrudur. Bu da içine sıçtığımın hayatımın diyalektik felsefesi olsun! İnsanoğlu tuhaftır. İçtiği şeye sıçar: Su gibi. Ne kadar yıkıcı yanı olsa da, yapıcı yanı da vardır: Beton inşa eder sonra bombalar. Boktan hikayeler sevdim ben, sidik kokulu aşk romanlarını. Sakallı dedenin nur yüzüne sıçmakla geçti ömrüm, düşlere umutlara hiç inanmadım. Çünkü yeryüzünde her şeyi ümitsiz insanlar yapıyordu. Umutlu olanlar, umutlarına sarılıp göt-göbek büyütüyordu. Kaldı ki düşüncelerinizi söylemeyin umutlu insanlara, kıymalı börek niyetine gider, osuruğu çekilmez. Evet, son yüzyılda cep telefonunu kendi organı sanan maymunlar diyarındayız. Bebeklerin bile gırtlağı 16 ay sonra oluşur, iletişimde meğer ne kadar çok yol almışız... İletişim mi dedim? Siz yine de iletişimsizliğe sayın! "Aradığınız kendinize şu an ulaşılamamaktadır. Devrimden sonra lütfen tekrar deneyiniz."