Fakir mahallelerdi, güveli hayatlardı., arnavut kaldırımlı sokakların yanlarında biz, yakışıklı misketler yuvarlardık.. golden Sakız’dan çıkan artiz resimleri de biriktirip., çocukluk belki de en güzel olandır, zaman değil., pencerelere tünemiş vita yağı kutularda özenle ekilmiş pencereönü çiçekleri olurdu., ve aralarından bakan bolluca ve biraz ablak sıfatlı saksı kızlar., o zaman belki de en güzel olandır zaman, çocukluğumuz değil,
at arabasıyla karpuz satılırdı., Erkin Koray’ın, Acda’nın, Barış Manço’nun, Fikret Kızılok’un, Şenay’ın Beyaz kelebekler’in, Moğollar’ın, Ayla Dikmen’in ve bir sürü diğer şarkıcıların şarkıları eşliğinde., ve at, güpegündüz işte zart diye sokağın ortasına zıçardı.. ve o koku sıcaklarla birlikte rutubet, küf, akasya, karpuz kabuğu, rakı anasonu kokusuna karışıp pırr diye havalanırdı., insan boktan şeyleri de özler mi ya..
özletiyor açıkçası şu steril ve sahte zamanlar.
