14 Temmuz 2014 Pazartesi

Aşk biter. Şapka düşer..

Şu insan denen canlı ne menem bir şeydir ki, iç dinamiklerinde böylesine büyük bir paradoks barındırdığını bile bile, ışığa koşup kül olan pervaneler gibi uçar durur aşkın peşinde. Daha doğrusu aşkı(?)nın "konu mankeni" olan şahsın peşinde... Onu avuçlarına -yoksa pençelerine mi demeliyim- ...alıp beraberinde kendi içindeki "aşk" adını verdiği hisle birlikte boğup öldürene, posasını çıkarana kadar da rahat edemez bir türlü. Pençelerine diyorum, çünkü insanın içinden yara yara çıkan yırtıcı bir mahlûkattır "âşık". Arzu nesnesini ve sonunda aşkın kendisini yok etmeye programlı bir androiddir, bir mutanddır.

Yüzyıllar boyu yazılıp çizilen yaldızlı cümlelerin, nağmelerin aksine içinde naif hiçbir şey barındırmaz aslında. Son derece egosantrik, vahşi ve zannedilenin aksine sevgiden fersah fersah uzak bir olgudur ne yazık aşk. Âşığın, maşukunda sevdiği kendi yansımasından başka bir şey değildir. Mazoşistse kendisine en çok çektirene, narsistse en çok pohpohlayana, yani meşrebince kendisini kendi içinde en çok görünür kılana meyleder. Karşısındakinin gözünde görünür olup olmaması vız gelir âşığa, kendi ışığının derdindedir sadece.

Maşukunun nezdinde kendine koşar, kavuşursa devre tamamlanır... âşık ikbale erer! İşte o zaman egosu o kadar tavan yapar ki, karşısındakini sultasında ezmeye başlar; kendisini çeken tüm özelliklerini törpülemeye, onu kendisinden başka kimsenin arzu nesnesi olamayacak hale getirmeye çalışır ve allem eder kallem eder başarır bunu... Artık sadece birbirlerine aitlerdir, başka hiç kimse beğenmeyecek, arzulamayacaktır onu, aman ne mutlu! Aymaz bilmez ki kendi bindiği dalı kesmektedir, beğendiği her hasletini yok ettiği, hiç kimsenin önemsemeyeceği bir hale getirdiği birini sevmeye devam etmesinin nasıl mümkün olabileceğini sormaz bile kendine sözde "âşık"; sormaz, soramaz... Çünkü âşık denilen mutandın çipinde bu yazılım yoktur. Bu anlamda kazandığı ve zafer zannettiği her cephede kaybetmektedir aslında. Giderek, soldurduğu maşukunun aynasındaki görüntüsü flulaşmaya başlar ve bir süre sonra görünmez olur. Aşk biter. Şapka düşer, kel gözükür. Ah ne oldu, oysa dünyanın en büyük aşkıyla seviyordu onu? Geçmiş olsun...