20 Temmuz 2014 Pazar
HAYAT BİR TİYATRODUR !
İnsanların okumadan, bilmeden, sorgulamadan ve düşünmeden sadece birbirini izlediği, hakkında konuştuğu ve kuyusunu kazdığı primitif bir toplumda yaşamak gerçekten çok zor.Böyle bir ortamda insan, ne yaparsa yapsın birdenbire kendini meraklı seyircilerin acımasız eleştirilerinin hedef tahtasında buluveriyor.Gücü elinde bulunduranın ezberlettiği repliklerin uçuştuğu bu hayat tiyatrosunda kişi, kendi gerçeğinden ziyade, seyircilerin beklentisini karşılamak için sermaye ediyor hayatını.Bu seyirci ki; zaten hiç memnun olmaz, yetinmek bilmez. Hep daha fazla performans ister.Böylece hayat, yaşadığımız bir şey olmaktan çıkıp seyir zevki olmuştur bile.Aslında seyredenlerin de seyredildiği bir panayır gibidir ilkel toplumlar.Sahne araç değil amaçtır artık.Gerçek mutluluk yoktur. Yerine sahte gülüşler, yapmacık tavırlar vardır.Hayat sahte bir oyun olur. Sözler ise, seyircinin duymayı beklediği replikler.Ve zamanın afyonu bilinçlerimize sızarken, yitip gider ömrümüz.Kendimizin olmayan, başkaları için yaşadığımız hayatın ne değeri olabilir?Ne olduğumuzu keşfetmeden neler olduğunu anlayabilir miyiz?Seyredenlerin bile ne istediğini, ne seyrettiğini bilmediği bir tiyatroda, oyuncu ne verebilir?Üstelik perde kapandığında tek bir alkış duyamazsın.Bu öyle bir seyircidir ki, oyun bittiğinde kendisi alkışlanmak ister.Ve aslında hayat, başından sonuna kadar sana dayatılmış bir oyunun sahnelendiği tiyatro olduğunda, intiharını zamana yaymış olursun… Yavaş yavaş, farkına varmadan, yaşadığını sanarak ölürsün. Tıpkı bir ölünün ölmesi gibi…Sahneye çıkıp, sessizce tüm seyircileri bir bir süzdükten sonra, tek cümlelik repliğimi haykırmak istiyorum:“HEPİNİZİN A… KOYAYIM!..” ve kalabalık dağılır :)